Üye Ol / Giriş yap


Tarih

TARSUS’TA DOĞUP DÜNYAYA YAYILAN GİZEMLİ DİN: MİTRAS GİZEMCİLİĞİ

ALİ İHSAN ÖKTEN 21.01.2019

TARSUS’TA DOĞUP DÜNYAYA YAYILAN GİZEMLİ DİN: MİTRAS GİZEMCİLİĞİ

 

Antik dönemin bize bıraktığı birçok bilmece içinde hiç biri Mitras Gizemciliği kadar ilgi çekici değildir. Anadolu'da, Tarsus'ta doğduğu düşünülen Mitraizm, Roma lejyonlarıyla Roma dünyasını özellikle Orta Avrupa'yı etkilemiş, gizliliğin bir sonucu olarak  kültün öğretisi   yazılı hale getirilmediği için Antik Dünya'nın hala bilinemeyen en ilginç dinlerinden birisi  olma özelliğini korumaktadır.  Mitraizm ya da Mitra'nın Gizemleri, Antik Yunan ve Roma dünyasının, Eleusis ve İsis gizleri olarak bilinen ezoterik geleneklerde olduğu gibi, sadece bu külte kabul edilenlere açıklanan bir sır etrafında gelişmiş bir mistik Roma kültüdür.

                           

İ.Ö. 128 yılında o zamanın en önemli gökbilimcisi ve astroloğu olan Anadolu'lu Hipparkus gök Ekinokslarının (Gök haritasındaki burçlar)  gerilemesi olgusunu keşfeder.  Hipparkus'un bu buluşu Yunan-Roma döneminden önce   Koç burcunda olan bahar Ekinoksunun Boğa burcunda olduğunu ortaya koyar.

 

 

Resim-1: Hippakrus (M.Ö. 190-120)

 

İnsanlar bu keşif sonunda  o zamana kadar ki evren hakkında görüşlerini değiştirerek bu değişimi yapabilecek gücün olağanüstü bir güç olabileceğine inanırlar.  Kilikya'nın başkenti Tarsus'ta, geleneksel Stoa felsefesinin temelini atan ve  astroloji, astral inançlar ve astronomik süreçler ile ilgilenen bir grup Stoacı entelektüel, Hipparkus'un ekinoksların gerilemesi ile ilgili buluşundan haberdar olurlar. Stoacı geleneğe uygun olarak bu yeni kozmik olguyu, bir yerel tanrı olan ve bir takım yıldızın sembolü olan Perseus'un kimliği ile kişileştirirler. Sembol olarak Perseus'un boğayı öldürme tablosunu yaratırlar. Bunda Tarsus kentinin geleneksel ambleminde bir boğanın ölüm sahnesinin yer alması da etkili olur.

 

                  

 

 

 

Resim-2a ve 2b:Tarsus kentini simgeleyen boğanın ölüm sahnesini gösteren bronz madalyon

 

Stoacılara göre uzay ve yıldızlar canlı, kutsal varlıklardır. Gezegenler belli bir süre sonra, evren ilk yaratıldığında uzayda aldıkları  noktaya geri dönecek ve işte o zaman her şey yok olacaktır.  Bu inanış Roma'da kıyamet teorisi olarak kabul edilen ve uzayın ömrünün gezegenlerin devinimi ile belirlendiğine inanılan bir görüştür. Bu inanışa göre dünyaya vücut bulmaya gelen ruhlar Zodyak’ın en kuzeyindeki Yengeç burcundaki bir kapıdan girip,   öldükten sonra  Zodyak’ın en güneyinde yer alan Oğlak burcundaki bir kapıdan çıkarak göğe yükseliyorlardı. Stoacılar Mitras'a yaratılışın tanrısı diyor ve bu ruh trafiğini yönettiğine inanıyorlardı. Kültün popüler olmasının bir diğer nedenide;  astroloji ile yoğun ilişkide olmasından dolayı, insanların bilgi edinebilmesinin ve bunların gizli kalmasının cazibesi ve evrene sahip olması ile istediğinde uzayı ve gezegenleri oynatma özelliğine sahip bir tanrı olmasıydı.

 

 

 

Elde edilen kalıntılardan ve yazıtlardan yapılan analizler doğrultusunda aynı dönemlerde (M.S. I. yy’da)  yayılmaya başladığı söylenen Mithraism ve Hıristiyanlık’ın, farklı yerlerde yayılım göstermeleri ile ikisinin de güçlendiği, karşı güç olarak bir araya geldiklerinde ise  özellikle III. y.y.’da aralarında ciddi bir mücadele  olduğu anlaşılmaktadır. M.S. 324 yılında, I. Constantinus’un Hıristiyanlığı resmi din olarak kabul etmesinden sonra, Mithraizm’in hızla gerilediği belirtilmektedir . IV. yy’ın sonlarında ise Hıristiyanlığın devlet dini olarak kabul edilmesi ve yaygınlaşması ile söz konusu kült artık kaybolmaya başlamıştır. 

 

 

Resim-3:Boğanın öldürülmesini gösteren mermer rölyef

 

Hıristiyanlıktan önce Tarsus’ta hakim olan Mitras dini için  Tarsuslu Aziz  Paul; "Anavatanımız gökyüzüdür, kurtarıcımızı da oradan bekleriz. O bizim zavallı gövdelerimizi kendi muhteşem vücuduna dönüştürecektir, çünkü o bütün evrene boyun eğdiren gücün sahibidir. Henüz olgunlaşmamışken bizler uzayın temel güçlerinin esiriydik, ama günü geldiği zaman bizleri kurtarmak için tanrı oğlunu gönderdi." diyecektir.
 

 

Tarsus’da Stoacılar arasında ortaya çıkmasından sonra Kilikya’nın konumu nedeniyle o dönemlerde  korsanlarla ilişki içinde olmaları ve korsanların da askeri birlik olmaları nedeniyle bir çok yeri ele geçirmeleriyle Mithrasim’in yayıldığı düşünülmektedir.  Mithras kültü, M.S. I.- IV. yüzyıllar arasında, Roma İmparatorluğu Dönemi’nce İtalya, İspanya, Britanya, Galya, Baktriya, Suriye, Mısır, Afrika ve Anadolu’da yayıldığı ele geçen kült buluntularından anlaşılmaktadır. Anadolu’da Kilikyadan başka Kapadokya,  Lydia, Lycia, Pamphylia, Phrygia, Pontos, ve Kommagene bölgelerinde Mithras kültüne ait olduğu anlaşılan sikkeler, yazıtlar ve Mithraeum (Mitra tapınakları)’lar ele geçmiştir. Anadolu’da Gazientep’de Doliche (Dülük)  kentinde iki, Antalya’da Perge antik şehrinde ve Kayseri’deki  Ariaramneia kentinde tapınak daha olduğu düşünülmektedir. Mithras’ın gerek Pers kökenli oluşu, gerekse  o dönemde Roma İmparatorluğu başkentinin Kilikya-Tarsus olması ve  Anadolu’ nun  önemli bir geçiş yeri olması göz önüne alındığında Mitra dininin bu kadar fazla yayılmasının  nedeni açıklanabilir.

Mitras, İran tanrısı Mitra ile içiçedir ama bu yeni dinin Pers Mitra dini ile inanç ayrıntısı ve ritüeller bakımından bir alakası yoktur. Pers Tanrısı Mitra'nın sembolü güneştir ve güneş tanrısıdır. Ancak Mitras dininde güneş Mitras'ın önünde diz çökmüş olarak gösterilir. Mitras evreni yöneten çok güçlü bir tanrıdır artık ve güneş de o yıldızların en güçlüsüdür. Ancak Mitras’ın karşısında bir hiçtir.

 

Mitras gizemciliğinde, gökyüzündeki iki yörünge olan sabit yıldızlar ve gezegenler kürelerinin ve bunların aralarındaki ruhların geçişinin bir sembolü vardır. Bu sembol yedi kapısı olan bir merdiven ve en tepesinde bir kapıdır. Mitras dininin en büyük özelliği halka açık olarak kutlanan hiç bir kutsal töreninin olmamasıdır. Sadece kabul edilenlere açıktır, başka dine katılanlar bu dine katılamazlar. Katılım törenlerine yalnız erkeklerin girmesine izin verilir, kadınlar yer alamaz.  Mitras ayinlerinde kurban edilen boğanın kanıyla hem yıkanılır hem de içilirdi. Böylece yok olan bir çağı simgeleyen boğanın temsil ettiği tanrının gücüne ve ölümsüzlüğüne kavuşulacağına inanılırdı.

 

 

 

Resim-4: İki yüzlü Mitra Rölyefi, Roma, M.S. 2.-3. Yüzyıl, Louvre Müzesi, Fransa

 

 

Mitras dininin gizemi Hipparkus'un buluşudur. Bu dine girenler bu sırrın, yani Mitras tarafından evrenin düzeninin değiştirildiği gizinin saklayıcısıdırlar. Bu gizi öğrenmek isteyen adaylar dine giriş ritüelinde yedi aşamadan geçerler. Bu aşamalar; Kuzgun, Gelin, Aslan, Asker, Pers, Güneşin Koruyucusu ve Baba aşamalarıdır. Mitras tapınakları,  Mitras'ın kayadan doğduğuna inanıldığı için yer altında ki kayalıkların içinde ki yer alıyordu. Bu mağaralar bir dizi yeraltı geçidi ile birbirine bağlıdır  ve bu geçitler külte kabul törenlerinde kullanılırdı. Mağaralarda hep kuyu bulunurdu. Mitra tapınakları (mithraeum) genellikle yeraltında inşa edildiği için, aralarında çok zengin ikonografinin de bulunduğu içerikleri iyi korunmuştur. Bu nedenle Mitraizm, antik dünyanın arkeolojik olarak en çok bulguya sahip olgularından birisidir. Mitraizmin mirası olan açıklanamayan çok sayıda arkeolojik eser, klasik ve din bilimlerinin çözüm bekleyen büyük bilmecelerinden birini oluşturmaktadır.

 

 

KAYNAKLAR   

1-David Ulansey. Mitras Gizlerinin Kökeni. Arkeoloji ve Sanat Yayınları. 1998

www.academia.edu/5201936/Anadoludaki_Mithras_Tapınakları_ve_Buluntuları

2- blog.milliyet.com.tr/arayisin-bulgusu--2--mitraizm/Blog/?BlogNo=86159

3-https://hakikat313.wordpress.com/mitraizm/

4- https://www.msxlabs.org › Akademik › Din/İlahiyat/Tarikatlar/Kültler/Mezhepler - Mitraizm - MsXLabs

5-www.academia.edu/Anadoludaki_Mithras_Tapınakları_ve_Buluntuları

2415
Yorum yap


ALİ İHSAN ÖKTEN
Diğer yazıları
SHAKESPEARE’NİN TARSUS’U 08.10.2018 tarihinde yayınlandı ve 1909 kez okundu.
KLEOPATRA KAPISI: TARİHİN EN ROMANTİK KAPISI 13.12.2018 tarihinde yayınlandı ve 1817 kez okundu.
ROMA İMPARATORLUĞU DÖNEMİNDE DÜNYANIN EN GÜÇLÜ ÜNİVERSİTESİ: TARSUS ÜNİVERSİTESİ 14.02.2019 tarihinde yayınlandı ve 2114 kez okundu.
ROMA İMPARATORLUĞU DÖNEMİNDE KİLİKYA’NIN İKİ BAŞKENTİ; TARSUS VE ANAVARZA 05.03.2019 tarihinde yayınlandı ve 1620 kez okundu.
EVLİYA ÇELEBİ’NİN TARSUS’U 02.04.2019 tarihinde yayınlandı ve 1242 kez okundu.
YÜZBAŞI SELAHATTİN’İN TARSUS’U 26.04.2019 tarihinde yayınlandı ve 804 kez okundu.
SABAHATTİN ALİ’NİN İZİNDEN SİNOP CEZAEVİ 28.05.2019 tarihinde yayınlandı ve 1663 kez okundu.
AZİZ PAVLUS’UN TARSUSLU OLMASI BİR TESADÜF DEĞİLDİ / SAINT PAUL'S BEING FROM TARSUS WAS NOT A CHANCE 04.07.2019 tarihinde yayınlandı ve 1506 kez okundu.
TARSUS’UN ASTROLOJİK ÖNEMİ 09.08.2019 tarihinde yayınlandı ve 687 kez okundu.
KUM ZAMBAĞI: SOYU TÜKENMEDEN GÖRMENİZ GEREKEN BİR BİTKİ 03.09.2019 tarihinde yayınlandı ve 573 kez okundu.
MİTOLOJİDEN GÜNÜMÜZE TARSUS ADI NEREDEN GELMEKTEDİR? ORIGINS OF THE NAME TARSUS FROM MYTHOLOGY TO THE PRESENT DAY 10.10.2019 tarihinde yayınlandı ve 907 kez okundu.
HELSİNKİ VE SONBAHAR 09.11.2019 tarihinde yayınlandı ve 245 kez okundu.