Üye Ol / Giriş yap


Gezi

HÜZÜNLÜ VE YALNIZ BİR KRALIN İZİNDE

MEHMET CENGİZ TÜMER 26.10.2018

Romantik yol,  Münih'in güneyinde Füssen 'den başlayıp yaklaşık 23 - 24 tarihi ortaçağ köy / kasaba / şehrini kapsayan; tarihi ve doğal dokusu korunmuş şato ve saraylar arasından geçen, sanat ve kültürün yanı sıra tarih açısından da ilginç noktalar oluşturan yaklaşık 450 km'lik bir rota. Yerleşim yerlerinin dışında aradaki yolda tam anlamıyla birer romantik yol. Ormanlar, çayırlar, dereler, akarsular ve göller...

Ve acılarla, hüzünlerle dolu…

Hüzünlü ve yalnız bir kral, Kral II. Ludwig’in izindeyim. Bavyera Kralı II. Ludwig Linderhof Sarayında bizi bekliyor.

" Ludwig, 1845 de Münih de Nymphenburg sarayında    doğuyor, babası II.Maximilian Fransız Bourbon, Anne Marie ise Prusya sülalelerine dayanıyor.1864 de genç yaşta Bavyera kralı oluyor ama bunun için çok hazırlıksızdır ve bunu kendisi de açıklıyor;

 “ Şu kesin ki, çok erken kral oldum, yeterli bilgiden yoksunum” diyor. Duygusal ve fiziksel yönden zayıf olan Ludwig, tiyatroya çok meraklı; zaman zaman kendisi de oynuyor ve bir hayal dünyasında yaşıyor…

15 yaşında ilk operası olan, Wagner in Lohengrin operasını seyreder ve tüm hayatına etki edecek muazzam bir Wagner sevgisi başlar genç Ludwig de. Kral olduktan sonra da        Wagner’ e Münih de bir ev verir, maaşa bağlar ve ondan devamlı operalar yazmasını ister. Çevrenin ısrarı ile kuzeni Charlotte ile nişanlanır. Bu nişan fazla uzun sürmez, bozulur, çünkü Ludwig erkek arkadaşları ile çok daha mutludur. Ludwig, eski Alman destanlarından çok etkilenir, masallar ve destanlar dünyasında yapayalnız yaşar. Yegâne dostları, etrafına topladığı sanatçılar grubudur, onlarla birlikte, yarattığı pahalı dünyada yaşar. “

Linderhof, 18.yy.da Fransa da moda olan saraylar tipinde ve muhteşem bir parkın içine yapılmış. Fransız-Bavyera rokokosu karışımı, aşırı süslü, heykeller, havuzlar, içeride aynalar ve optik oyunlar kullanılmış bu sınırlı ufak mekânda.


Linderhof, bir saray halkını barındırmak için değil, yalnız bir kral için yapılmış, kral öylesine inzivaya çekilmiş ki, yemek masasında hizmet eden hizmetçileri bile yanında istemediği için, yemek masası aşağıda mutfakta, şamdanlarına kadar hazırlanır ve özel bir asansör sistemi ile yemek salonunun zemininin ortasındaki kapak açılarak yukarıya çıkartılırmış. Yemek salonunda yalnız bir kral... Son günlerinde çok kilo alan ve sadece 3 dişi kalan kral kimseye gözükmek istemiyormuş aslında... Gündüzleri uyur akşamları yüzlerce mumun aydınlattığı salonlarda, odalarda otururmuş. Tavus kuşlarına ve kuğulara bir de gece mavisine zaafı varmış. Kralın şatoda olduğunu belirtmek için bayrak çekilmez iki kuğu sarayın bahçesine bırakılırmış.

Köşk'ün tam arkasında güzel bir çeşme var… Şelaleler yaparak yukardan gelen suyun içinden  atlı arabası ile  Deniz tanrısı Neptün fırlıyor.
Ön cephe ise ortasında altın yaldızlı bir heykel grubunun olduğu ve yukarılara kademelerle ve kameriyelerle yükselen güzel bir bahçeye açılıyor.
Devrin modası olan egzotik ve oriental yapılara da yer verilmiş parkın içinde. Tırmanarak çıktığımız tepelerde “Fas Evi” diye tercüme edebileceğimiz bir doğu köşkü de var, içeride tavus kuşu figürlerinin yer aldığı bir taht odası görüyoruz.


Biraz ilerde ise “Venüs Mağarası” yer alıyor, içinde minik bir suni göl ve o devirlerde müthiş bir yenilik olan elektrikle mistik bir aydınlanması olduğunu öğreniyoruz

Ludwig II “ Prusya ya yenilmesiyle birlikte daha da içine kapanır… İşte bu dönemde, büyük paralara mal olan Neuschwanstein şatosunda inzivaya çekilir. “

Bu şatoyu ziyaret etmek için Lisl Otel önünde otobüs kuyruğuna giriyoruz, servis otobüsüne biniyoruz. Otobüs
ağaçlar arasından döne döne yükseliyor ve şatoya 600 mt. Uzaklıkta Marien köprüsü yakınlarında bizleri indiriyor. İlk durağımız Pöllat uçurumu üzerinde baba Maximilian ın yaptırdığı köprü. MarienBrück ...

 

 

 

Havada sis ve tozuyarak yağan bir yağmur var. Köprünün diğer ucu sisten gözükmüyor. Köprü üzerinde Pöllat uçurumunu seyrediyoruz ve tozuyarak yağan yağmur altında II.Ludwig'in fantastik dünyasında yaratıp sonrada bir ressama çizdirip inşa ettirdiği saraya (şato) doğru yürüyoruz. Saray da sisler içinde... Masalsı kuleleri sis içinde bir kayboluyor, bir hayal meyal gözüküyor.  Her beş dakikada bir tur gurubunu alıyorlar. Bankalardaki numaratör gibi tur numaranızı buradan takip edebiliyorsunuz. Ve her zamanki Alman disipliniyle tam 18.15 te bizi alıyorlar. Saray turu yaklaşık 35 dakika sürüyor. Tur birinci kattan başlıyor. Birinci katta Kralın yatak odası, yüksek rütbeli kişileri karşıladığı kabul salonu ve misafir kabul odaları var. İkinci kat misafirler için düşünülmüş ama kral erken yaşta ölünce yüksek maliyet nedeniyle Bavyera Hükümeti burayı tamamlamamış. Üçüncü katta geniş bir müzik salonu ve kralın çalışma odaları bulunuyor. Gündüzleri  mavi rengin hâkim olduğu muhteşem yatak odasında uyuyan kral, akşamları sanatçılarla buluşmakta, kışın karda tarihi giysiler giyerek meşalelerle aydınlatılmış kızaklarda geziler yapmaktadır… Bu güzel  şatoda ne yazık ki 172 gün kalabilmiş Ludwig, ısmarlanan tahtta da hiç oturamamış. Yatak odası civarında tuvalet gördük ama hiç banyoya rastlamadık, anlaşılan seyyar küvetlerde banyo âdeti daha henüz devam ediyor o yıllarda.

 

En üst katta bulunan dev “Sanatçılar Salonu” muhteşemin de ötesinde… Duvarlar bir resimli roman gibi freskolarla dolu, tabii ki yine Wagner’in operalarından sahneler… Tüm duvarlar hayranı olduğu Wagner'in operalarından sahnelerle resmedilmiş.

Sis dağılmış. Seyir terasında MarienBrück köprüsünü, karşı yamaçlarda baba Maximilian'ın sarayını ve arkasında Alpsee gölünü seyrediyoruz… Ludwig bu şato için çok fazla para harcamıştır.

“ Bavyera hükümeti bu durumdan son derece rahatsızdır, Ludwig bir psikolog doktor eşliğinde Neuschwanstein’!den alınır, akli dengesinin bozuk olduğu gerekçesi ile Starnberg gölü kıyısındaki Burg şatosuna kapatılır. Ertesi akşamüstü  göl kenarında yürüyüş yaptıkları Doktorla birlikte, cesetleri diz boyunu geçmeyen göl sularında bulunur.13 haziran 1886.

 Resmi açıklamaya göre, Ludwig intihar etmek istemiş, Doktor mani olmaya çalışmış ve çıkan boğuşmada her ikisi de boğularak ölmüştür… Ceset hemen tahnit edilir ve iki gün içinde Münih de gömülür ve böylece olası bir kurşun yarası da gözlerden saklanmış olur… Temize havale… Bugüne kadar işin doğrusu bulunamamış… Belki de bulunmak istenmemiş… Zavallı Yalnız kral…"

1135
Yorum yap


MEHMET CENGİZ TÜMER
Diğer yazıları
POMPEİ: ŞEHVETİN ATEŞİYLE KÜLLERE GÖMÜLEN KENT 15.11.2018 tarihinde yayınlandı ve 1491 kez okundu.
BİR GECE BEKÇİSİNİN PEŞİNDE MASAL KASABA; ROTHENBURG O.D T 28.11.2018 tarihinde yayınlandı ve 1029 kez okundu.
ROMANTİK YOL ROTASINDA BİR KÜÇÜK PRAG; WURZBURG 16.12.2018 tarihinde yayınlandı ve 873 kez okundu.
BU DA CABASI; HEİDELBERG 01.01.2019 tarihinde yayınlandı ve 814 kez okundu.
YENİCE ORMANLARI: YEŞİL SIĞINAK 15.01.2019 tarihinde yayınlandı ve 1721 kez okundu.
ALSACE ŞARAP ROTASI: BÖLÜM 1 12.02.2019 tarihinde yayınlandı ve 780 kez okundu.
ALSACE ŞARAP ROTASI; BÖLÜM 2 23.02.2019 tarihinde yayınlandı ve 724 kez okundu.
ALSACE ŞARAP ROTASI, BÖLÜM 3: BİR AYI PENÇESİNİN İZİNDE SELESTAT 13.03.2019 tarihinde yayınlandı ve 666 kez okundu.
GELİNCİĞİN HÜZNÜ 12.04.2019 tarihinde yayınlandı ve 637 kez okundu.
ERNEST HEMINGWAY’İN İZİNDE KÜBA 06.06.2019 tarihinde yayınlandı ve 817 kez okundu.
DEVRİMİN 60. YILINDA KÜBA 13.06.2019 tarihinde yayınlandı ve 521 kez okundu.
KÜBA'DAN PORTRELER 13.06.2019 tarihinde yayınlandı ve 576 kez okundu.
BİR GAUDİ KLASİĞİ: CASA MİLA YA DA LA PEDRERA 13.11.2019 tarihinde yayınlandı ve 219 kez okundu.