Üye Ol / Giriş yap


Gezi

BU DA CABASI; HEİDELBERG

MEHMET CENGİZ TÜMER 01.01.2019

BU DA CABASI; HEİDELBERG

Çocukluğumuzda kalan bir deyim vardı; “Bu da cabası" ya da "Cabası da benden".  Bakkala gittiğinizde 25 kuruşluk çiğdem çekirdek isterdiniz. Bir çay bardağını ölçü olarak kullanıp gazete kâğıdından yapılan külaha boşaltırdı. Sonra çay bardağını tekrar çiğdem çekirdek çuvalına daldırır çeyrek bardak çiğdem çekirdeği külaha eklerdi, sonra da şöyle derdi: Bu da cabası.

Öğle saatlerini biraz geçe Würzburg'ta Romantik Yol turumuzu bitirdikten sonra dönüş ayağımız Frankfurt'a geçmeden önce yolu biraz uzatıp Almanya’nın en romantik kenti (Wege der Romantik) diye de anılmakta olan Heildelberg'i de romantik turumuza eklemek... Tam da cabası da benden denilecek bir durum oldu.

Heielberg'i programa eklemek Sevgili Sema ÜNAL'ın fikriydi, Şengül'ün bir arkadaşının da orada olması Heidelberg'i programa almamızı kaçınılmaz yaptı. Würzburg'tan ayrıldıktan sonra zorlu bir yolculukla - otobanın bir bölümünde korkunç bir trafik yoğunluğu vardı- saat 16.00 gibi Heidelberg'e vardık. Kısa bir beklemeden sonra Sveta ve annesiyle buluşuyoruz. Önce yemek yememiz gerek. İstasyonun yakınlarındaki meydanda bir restorana oturuyoruz. Yemeğimizi yerken sınırlı vakit içinde yapabileceğimiz programı netleştiriyoruz. Yemeğimiz yedikten sonra 5 nolu otobüsle Eski Şehir'e -Altstadt - gideceğiz, Altstadt'ı, Üniversiteyi ve Alte Bruck'ü gördükten sonra otoparktan araçlarımızı alıp kaleye çıkacağız.

Keyifli bir yemek sonrası programımızı uygulamaya koyuluyoruz. Yaklaşık bir on dakika yolculuktan sonra Sveta'nın söylediği durakta iniyoruz. Sveta ve annesi bisikletleriyle bizden önce gelmişler, onlar bisikletlerini kilitledikten sonra Altstadt'a giriyoruz. İzmirliler için bizim Kıbrıs Şehitleri, İstanbullular için İstiklal caddesi benzeri bir cadde. Sağlı sollu marka mağazalar, caddenin sonunda gözüken iki kuleye doğru yürüyoruz. Sağa açılan sokaklar ormanla kaplı yamaçlara bakıyor sola açılan sokaklar ise Neckar nehrine.

 

Heidelberg II. Dünya Savaşı'ndan sonra, Almanya'nın savaştan yıkılmadan kalmış olan ender kentlerinden biridir. Savaş sonrasında Amerikan işgal bölgesinde kalan şehir, uzun yıllar Amerikan Ordusu tarafından askeri üs olarak kullanılmıştır. Bugün özellikle kentin eski şehir (Altstadt) ve Sarayı, Unesco tarafından dünya insanlık mirası listesinde bulunmaktadır.

Sağdaki sokaklardan birinde eski üniversite binasını ve biraz ilerde sağ tarafta devasa yapısıyla üniversite kütüphanesini görüyoruz. Heidelberg bir üniversite şehri.

1386'de kurulmuş Almanya'nın en eski üniversitesi olan Heidelberg Üniversitesi bu şehirdedir. Bir gezginin notlarında okuduğum öğrenci hapishanelerini Sveta'ya soruyorum , bilmiyor. Anlatıldığına göre disiplin cezası alan öğrenciler bu hücrelere kapatılırmış, kuru ekmek su verilir, ders saatlerinde tünellerden derslere gelir ve ders bitimi tekrar hücrelerine dönerlermiş. Zamanımız sınırlı olduğu ve saatte 17.00 yi geçtiği için hiç soruşturmadan gezimize devam ediyoruz. Yolun genişlediği yerde solda Altebruck'e inen sokak, , şehrin en ünlü kilisesi Heiligegeistkirche ve onun hemen karşısında bugün otel olarak kullanılan Heidelberg'in en eski binası var. Biz Köprü'ye doğru yöneliyoruz, bir kaç dakika sonra iki kuleli girişten solumuzdaki maymun heykelini selamlayıp köprüye giriş yapıyoruz. Neckar nehri altımızda nazlı nazlı akıyor, güneş yavaş yavaş yatmaya başladı, güneşin yumuşayan ışıkları karşımızdaki ağaçlarla kaplı tepede kırmızı tuğlalardan yapılmış kaleyi daha muhteşem yapıyor.

Fotoğraf molası sonrası Neckar nehri boyunca tekrar şehir merkezine otoparka doğru yürüyoruz. Araçlarımızı alıp navigasyonun yardımı ile kaleye tırmanıyoruz. Kalenin müze kısmı kapalı, ormanın içindeki filozoflar yolunda yürüyerek Nectar nehrini, Altebruck (anılan köprünün asıl adı Carl-Theodor Brücke'dir.) ve Heidelberg'i seyrediyoruz. Fotoğraf için yanlış zamandayız, çünkü güneş tam karşımızdan batıyor ve ters ışıkta bu güzel manzarayı fotoğraflamak uygun olmuyor.

Sveta ve annesine teşekkür edip şehir merkezine bıraktıktan sonra bu güzel şehre veda ediyoruz.

Yazı ve Fotoğraflar:

Mehmet Cengiz TÜMER

813
Yorum yap


MEHMET CENGİZ TÜMER
Diğer yazıları
HÜZÜNLÜ VE YALNIZ BİR KRALIN İZİNDE 26.10.2018 tarihinde yayınlandı ve 1135 kez okundu.
POMPEİ: ŞEHVETİN ATEŞİYLE KÜLLERE GÖMÜLEN KENT 15.11.2018 tarihinde yayınlandı ve 1490 kez okundu.
BİR GECE BEKÇİSİNİN PEŞİNDE MASAL KASABA; ROTHENBURG O.D T 28.11.2018 tarihinde yayınlandı ve 1028 kez okundu.
ROMANTİK YOL ROTASINDA BİR KÜÇÜK PRAG; WURZBURG 16.12.2018 tarihinde yayınlandı ve 872 kez okundu.
YENİCE ORMANLARI: YEŞİL SIĞINAK 15.01.2019 tarihinde yayınlandı ve 1721 kez okundu.
ALSACE ŞARAP ROTASI: BÖLÜM 1 12.02.2019 tarihinde yayınlandı ve 779 kez okundu.
ALSACE ŞARAP ROTASI; BÖLÜM 2 23.02.2019 tarihinde yayınlandı ve 724 kez okundu.
ALSACE ŞARAP ROTASI, BÖLÜM 3: BİR AYI PENÇESİNİN İZİNDE SELESTAT 13.03.2019 tarihinde yayınlandı ve 666 kez okundu.
GELİNCİĞİN HÜZNÜ 12.04.2019 tarihinde yayınlandı ve 636 kez okundu.
ERNEST HEMINGWAY’İN İZİNDE KÜBA 06.06.2019 tarihinde yayınlandı ve 817 kez okundu.
DEVRİMİN 60. YILINDA KÜBA 13.06.2019 tarihinde yayınlandı ve 520 kez okundu.
KÜBA'DAN PORTRELER 13.06.2019 tarihinde yayınlandı ve 575 kez okundu.
BİR GAUDİ KLASİĞİ: CASA MİLA YA DA LA PEDRERA 13.11.2019 tarihinde yayınlandı ve 219 kez okundu.